Bakan
Hüseyin Çelik’i “sözleşmeli” olsa ve sözleşmesini de “sözleşmeli
öğretmenler” adına bir öğretmenimiz imzalasa veya sözleşmeli
öğretmenler memnun değilse sözleşmesini fesh etse nasıl olur?
Bence gayet iyi olur. Çünkü ısrarla sözleşmeli öğretmen uygulamasında devam ediyor. Bunun çok yanlış bir uygulama olduğunu hâlâ anlayabilmiş değil. Eğitime tüccar zihniyeti girdikten sonra kime ne kadar laf anlatabiliriz ki? Yine de be sözleşmeli öğretmenlerin çok haklı olduklarına yürekten inanıyorum. Ve onları destekliyorum.
Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması hak ve eşitlik ilkesi ile bağdaşmaz. Neden mi? Çünkü sözleşmeli öğretmenin ödev ve sorumlulukları kadrolu öğretmen ile aynı iken mesele haklara gelince farklıdır. Yani sorumluluğunu yerine getireceksin ama aynı hakkı kesinlikle istemeyeceksin denilmektedir onlara.
Bir kere mahrumiyet bölgesinde zor şartlarda çalışan sözleşmeli öğretmenlerin tayin hakları yoktur. Kadrolu öğretmenin 2 yıl çalıştıktan sonra tayin hakkı varken sözleşmeli öğretmen için böyle bir hak yoktur. Evlatlarını doğudaki mahrumiyet bölgelerine gönderen anne babalar sözleşmeli öğretmen olan çocuklarına “ne zaman geleceksin” diye sorduklarında kesinlikle bir cevap alamamaktadırlar.
Yıllarca okutup öğretmen yaptıkları evlatları 3 veya 5 yıl sözleşmeli öğretmen olarak çalışsa ve bu işi de en güzel bir şekilde bile yapsa devleti ona güvenmemektedir. Bunu nerden çıkartıyoruz? Çünkü 3 veya beş sene öğretmenlik yapan sözleşmeli öğretmene devlet kadroya girebilmesi için sınav şartını koymuştur. Sözleşmeli uygulaması olmasaydı zaten sözleşmeli öğretmen, aynı sayıda öğretmen alındığı takdirde kadrolu olarak girebilecekti. Faraza 10 bin öğretmen alınıyor diyelim. 5 bin kadrolu 5 bin sözleşmeli. Sözleşmeli uygulaması olmasaydı 10 kişi alındığı takdirde aynı kişiler yine kadrolu olurdu.
Evli barklı çoluğu çocuğu olan bir sözleşmeli öğretmen düşünelim. Zor şartlarda evini geçindiriyor ve işini hakkıyla yapıyor diyelim. Bu kişiden kadrolu olabilmesi için yeniden hazırlanmasını beklememiz haksızlık olmaz mı?
Peki, bir de olayın şu boyutunu düşünün. Aynı okulda kadrolu hademenin yanında kadrolu öğretmenin bir saygınlığı olur mu? İnanın bana sözleşmeli arkadaşların anlattığına göre derste öğrenciler bile “sözleşmeli mi kadrolu musunuz?” diye soruyorlarmış. Bu soruya muhatap olan öğretmende moral kalır mı dersiniz? O öğretmenden hangi hakla verimli bir eğitim faaliyeti beklersiniz? Yine bir sözleşmeli öğretmen arkadaşım oturduğu apartmanın kapıcısından şöyle bir laf işitmiş: “O Ahmet bey ben siz öğretmen sanıyordum, siz sözleşmeliymişsiniz.” Basbayağı bunu duyan öğretmenin meslektaşlarının arasında boynu bükük kalacağı besbellidir. Yine öğretmenler toplantısında müdüründen “Sen sözleşmeli öğretmensin konuşmaya hakkın yok” lafını işiten bir sözleşmeli öğretmeni de bizzat dinledim.
Eğitim bakanlığımızın işlerine akıl sır erdiremiyorum. Sözleşmeli öğretmen de diğer öğretmenle aynı okulu bitirmiştir, aynı eğitimi almıştır. Ama bir ikilik fitnesi girmiştir diğer kadrolu ile arasına. Okullarda huzur filan kalmamıştır anlayacağınız. Eğer devlet sözleşmeli uygulamasının faydasına inanıyorsa bunu “hizmet” alanındaki lise mezunu veya daha alt gruptaki personeline uygulamalıdır. Öğretmeninin karizmasını çizmeye hakkı yoktur. Üniversite mezunu öğretmeni sözleşmeli yap, ilkokul mezunu şoförü kadrolu yapıp dünyanın maaşını ver. Olacak işi mi? Eğitim şimdiye kadar hiç bu kadar alaya alınmamıştı. Eğitim alanında ufuk sahibi bir bakanın bu uygulamaya anında son vereceğine inanıyorum. Tayin hakkının olmamasının yanı sıra askeri öğretmenlik hakkı ve yolluk hakları da yoktur sözleşmeli öğretmenin. Yani sözleşmeli öğretmen askere gittiğinde çoluğu çocuğu mağdur olur.
Maaşları da kesinlikle zamanında yatmamaktadır. Ayrımcı zihniyete hayır diyorsanız bu konuda da sözleşmeli öğretmen/ kadrolu öğretmen ikiliğine karşı çıkmak zorundasınız.
Sözleşmeli öğretmen yıllarca belki zor şartlarda okumuş ve üniversiteyi de bitirmiştir ama anne ve babasına “Anne baba siz beni dişinizden tırnağınızdan keserek okuttunuz ama ben size tama anlamıyla öğretmen bile oldum diyemem.”
Sayın Başbakan Milli Eğitim Bakanını sözleşmeli yapma fikrimizi ciddiye alarak eğitime verdiğiniz önemi ispatlayabilirsiniz? Yoksa sözleşmeli öğretmenden verim alamazsınız.
Umut Bulut / Milli Gazete
13.10.2008 Saat: 23:32
Bu haber toplam 422 defa okundu.
Kategori:Güncel Haberler